Kayıtlar

Ocak, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

TEHLİKE SINIFI DÜŞÜRÜLEMEZ!

Resim
  SAĞLIK EMEKÇİLERİNİN CANI PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR! Kamu hastanelerinde ve sosyal hizmet alanlarında “tehlike sınıfının düşürülmesi” yönündeki girişimler, teknik bir düzenleme değil; sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin yaşam hakkını doğrudan hedef alan politik bir tercihtir. Sağlık hizmetleri; biyolojik, kimyasal, fiziksel ve psikososyal risklerin iç içe geçtiği, doğası gereği çok tehlikeli bir çalışma alanıdır. Enfeksiyon riski, şiddet, uzun çalışma süreleri, yoğun iş yükü ve yetersiz koruyucu önlemler sağlık emekçilerinin her gün karşı karşıya kaldığı gerçeklerdir. Bu gerçekler, masa başında alınan kararlarla ortadan kaldırılamaz. BİLİMİ YOK SAYAN, EMEĞİ HİÇE SAYAN BİR KARAR Tehlike sınıfının düşürülmesi; bilimin, uluslararası standartların ve iş sağlığı güvenliği ilkelerinin açıkça yok sayılması anlamına gelmektedir. ILO, WHO ve EU-OSHA başta olmak üzere uluslararası kurumlar, sağlık hizmetlerini yüksek riskli işler arasında tanımlamaktadır. Bu gerçek ortadayken, ekonomik ge...

663-45/A ve 4/B Statüsündeki Personelin Memur Kadrosuna Geçiş Usul ve Esasları Hakkında Hukuki Bilgilendirme

Resim
  ​663 Sayılı KHK’nın 45/A maddesi ve 657 Sayılı Kanun’un 4/B maddesi kapsamında görev yapan sözleşmeli personelin, 3+1 sistemi uyarınca memur kadrosuna (4/A) geçiş süreciyle ilgili idari takvim ve uygulama esasları netleşmiştir. ​Sürecin mevzuata uygun ve hak kaybı yaşanmadan yürütülmesi adına dikkat edilmesi gereken hususlar aşağıda özetlenmiştir ​1. HUKUKİ ŞART: "Fiili Hizmet Süresi"nin Hesaplanması Kadroya geçiş hakkının doğması için aranan temel şart, sözleşmeli statüde 3 hizmet yılının fiilen tamamlanmış olmasıdır. ​Hukuken "sözleşmenin askıda olduğu" süreler, fiili çalışma süresinden sayılmamaktadır. Buna göre: ​ Sayılmayan Süreler: Askerlik hizmetinde geçen süreler, doğum sonrası ücretsiz izinler ve sözleşmenin askıya alındığı diğer haller 3 yıllık sürenin hesabına dahil edilmez. Hukuki Sonuç : Bu tür kesintisi olan personelin, eksik kalan süre kadar daha çalışarak 3 yılı fiilen doldurması yasal zorunluluktur. ​(Örnek: 19 Ocak 2023 girişli olup askerlik vey...

REFORM" MASALIYLA GELECEĞİMİZİ ÇALDILAR: 5510 Sayılı Yasa ve Emekçinin İmha Süreci

Resim
  Bugün pazarda file dolduramayan, eczanede katkı payı ödeyemeyen, ilerlemiş yaşına rağmen ek iş aramak zorunda kalan milyonlarca emeklinin yaşadığı tablo bir "kader" değildir. Bu tablo, sermayenin talepleri doğrultusunda, siyasal iktidar tarafından ilmek ilmek örülmüş bir yoksullaştırma projesidir. 2008 yılında dönemin Çalışma Bakanı Faruk Çelik ve AKP iktidarı tarafından "Sosyal Güvenlik Reformu" ambalajıyla pazarlanan 5510 Sayılı Yasa, Türkiye işçi sınıfı ve kamu emekçileri için bir " Mezarda Emeklilik ve Sefalet Yasası" olmuştur. ​ 1. Sosyal Güvenlik Değil, Sosyal Yıkım! ​Bize yıllarca "Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) batıyor, kara delik büyüyor" yalanlarını anlattılar. "Norm ve standart birliği sağlıyoruz" diyerek süslü cümleler kurdular. Oysa asıl amaç, devletin sosyal güvenlik üzerindeki katkısını çekmek ve emekçinin cebinden alıp sermayeye kaynak aktarmaktı. Görselde de ifşa edilen Aylık Bağlama Oranları (ABO) gerçeği ortadadır: ...

Cebimizdeki Gizli El: "Vergi Dilimi" Adaletsizliği

Resim
Her yılın başında aynı senaryoyu izliyoruz. Televizyonlarda "Memura şu kadar zam!" manşetleri, sendikaların "kazanım" naraları ve hesap makinelerine sarılan milyonlarca kamu çalışanı... Ocak ayı bordrosuna baktığımızda yüzümüzde hafif bir tebessüm oluşsa da, bu tebessümün ömrü ne yazık ki kelebeklerinkinden bile kısa sürüyor. ​Neden mi? Çünkü memurun cebinde, kendisinden habersiz yaşayan bir "gizli ortak" var: Gelir Vergisi Dilimleri. ​Kaşıkla Verilenin Kepçeyle Geri Alınması ​Türkiye'de bordrolu çalışan olmak demek, vergisini daha maaşını eline almadan, "kaynağında" ödemek demektir. Buraya kadar "vatandaşlık görevi" diyerek sineye çekebiliriz. Ancak asıl film, aylar ilerledikçe kopuyor. ​Ocak ayında %15 vergi kesintisiyle yıla başlayan bir memur, aldığı "enflasyon farkı" veya "zam" yüzünden –sanki zenginleşmiş gibi– hızla bir üst vergi dilimine itiliyor. Henüz Mart veya Nisan ayını görmeden %20'lik dilime, y...

BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİNDE ( BES) HAVUÇ BİTTİ, SIRADA TES SOPASI MI VAR?

Resim
DEVLET ELİNİ ÇEKİYOR, FATURA EMEKÇİYE KESİLİYOR : Emekçiler olarak yıllardır haykırdığımız gerçek, sessiz sedasız alınan bir kararla bir kez daha yüzümüze çarptı. Elimize ulaşan karar metni, Bireysel Emeklilik Sistemi'ndeki (BES) devlet katkısı oranının %30’dan %20’ye düşürüldüğünü ve bu "tırpanın" 1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacağını gösteriyor. ​Bu karar, sadece basit bir oran değişikliği değil; sosyal devlet anlayışının terk edilip, emekliliğin tamamen piyasalaştırılması sürecinde atılmış tehlikeli bir adımdır. Görünen Köy Kılavuz İstemez: Hedef TES! Neden şimdi? Neden %10’luk bir hak kaybı? Cevap çok net: Hükümet, gündemde tuttuğu ve  Emekliligk ikramiyemize göz diken yeni bir Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) için zemin hazırlıyor. ​Mevcut BES sisteminin cazibesini (%30 katkıyı) azaltarak, çalışanları zorunlu hale getirilmesi planlanan TES'e mahkûm etmek istiyorlar. Devlet, "Gönüllü tasarrufa artık daha az destek vereceğim, çünkü kaynaklarımı zorunlu...

SAĞLIKTA "TAŞERON" BATAKLIĞI: Hayatınız İhale Masasında Kaça Satıldı?

Resim
​İzmir’de patlak veren MR raporu skandalı, sadece "işini savsaklayan birkaç doktorun" hikayesi değildir. Bu; yıllardır "reform" diye pazarlanan, hastaneleri ticarethaneye, hastaları müşteriye, doktorları ise tüccara dönüştüren sağlıkta taşeronlaşma sisteminin iflas bayrağıdır. ​Sosyal medyada dönen o videolara iyi bakın. Orada gördüğünüz şey sadece yanlış okunmuş bir rapor değil; insan hayatının "en düşük fiyatı veren şirkete" ihale edilmesinin sonucudur. ​Skandal Değil, Sistematik İhmal ​İzmir'deki devlet hastanelerinde yaşananlar, bir korku filmi senaryosunu aratmıyor. Taşeron şirket elemanları, radyoloji uzmanı kaşesiyle sisteme girip, günde binlerce raporu "okunmuş" gibi gösteriyor. Bir MR’ı incelemek için saniyeler ayıran, erkek hastaya "rahim ve yumurtalıkları temiz" raporu veren , kanserli dokuya "normal" deyip geçen bu zihniyet, tıp etiğini çoktan çöpe atmıştır. ​Burada asıl suçlu, o raporu kopyala-yapıştır ya...