Dünyayı Kadınlar Yönetseydi: Kilitli Kapılardan Şiddetsiz Bir Geleceğe
Bugün 8 Mart. Biz erkeklerin vitrinlerden telaşla çiçekler seçtiği, sosyal medyada afili tebrik mesajları paylaştığı o bilindik gün. Ancak bugün, bir erkek olarak o karanfili uzatmadan önce aynaya bakıp kendimize sormamız gereken çok daha derin bir soru var: Dünyayı biz değil de kadınlar yönetseydi , bugün nasıl bir sabaha uyanırdık? Bu soru romantik bir teselli ya da içi boş bir hayal değil. Tarihe dönüp baktığımızda 1900'lerin başında " İnsanca yaşamak istiyoruz" diyen kadınları o fabrikalara kilitleyip ölümlerine seyirci kalan zihniyet, savaşları çıkaran, şehirleri yıkan ve gücü hep " kaba kuvvetle" ölçen erkek egemen akıldı. Eğer dünyayı kadınlar yönetseydi; anlaşmazlıklar silahlara sarılarak ya da yumruklar sıkılarak değil, masada, göz hizasında ve empatiyle çözülürdü. HEGEM (Sosyal Arabuluculuk Vakfı) vizyonunun bize yıllardır anlatmaya çalıştığı o "onarıcı adalet" ve "sosyal arabuluculuk" kültürü , kadınların hamurunda, yaşamı var ...