Kayıtlar

Dünyayı Kadınlar Yönetseydi: Kilitli Kapılardan Şiddetsiz Bir Geleceğe

Resim
Bugün 8 Mart. Biz erkeklerin vitrinlerden telaşla çiçekler seçtiği, sosyal medyada afili tebrik mesajları paylaştığı o bilindik gün. ​Ancak bugün, bir erkek olarak o karanfili uzatmadan önce aynaya bakıp kendimize sormamız gereken çok daha derin bir soru var: Dünyayı biz değil de kadınlar yönetseydi , bugün nasıl bir sabaha uyanırdık? ​Bu soru romantik bir teselli ya da içi boş bir hayal değil. Tarihe dönüp baktığımızda 1900'lerin başında " İnsanca yaşamak istiyoruz" diyen kadınları o fabrikalara kilitleyip ölümlerine seyirci kalan zihniyet, savaşları çıkaran, şehirleri yıkan ve gücü hep " kaba kuvvetle" ölçen erkek egemen akıldı. ​Eğer dünyayı kadınlar yönetseydi; anlaşmazlıklar silahlara sarılarak ya da yumruklar sıkılarak değil, masada, göz hizasında ve empatiyle çözülürdü. HEGEM (Sosyal Arabuluculuk Vakfı) vizyonunun bize yıllardır anlatmaya çalıştığı o "onarıcı adalet" ve "sosyal arabuluculuk" kültürü , kadınların hamurunda, yaşamı var ...

Sağlıkta Performans Kıskacı: Neden "Tek Kalem Maaş" Bir Tercih Değil, Zorunluluktur?

Resim
  Sağlık hizmeti , doğası gereği bir "hizmet" olmanın ötesinde, insan hayatına dokunan kutsal bir sorumluluktur . Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu kutsal meslek ne yazık ki "performans" adı verilen, niceliği niteliğin önüne koyan bir sistemin pençesinde kıvranıyor. Performans Sistemi Ne Getirdi, Ne Götürdü? Yıllar önce " daha çok çalışan daha çok alsın" vaadiyle hayatımıza giren performans sistemi, bugün sağlık sisteminin en büyük tıkanma noktası haline gelmiştir. ​Adalet Getirmedi: Branşlar, birimler ve görev tanımları arasındaki uçurumu derinleştirdi. Huzur Getirmedi: Sağlık çalışanlarını birer "puan avcısı" haline getirerek ekip ruhunu zedeledi. ​Sürdürülebilirlik Sağlamadı : Kısa vadeli çözümler, uzun vadeli tükenmişlik sendromlarını beraberinde getirdi. Çözümün Tek Yolu: Emekliliğe Yansıyan Tek Kalem Maaş Sağlıkta gerçek bir reformdan söz edeceksek, ilk adım çalışanların ekonomik kaygılarını masadan kaldırmaktır. Bunun için dört temel şa...

Sağlık Çalışanlarının Dikkatine: Rapor Dönemindeki Ek Ödeme Kesintilerini Geri Alabilirsiniz!

Resim
 Sağlık sektöründe görev yapan personellerin en büyük sorunlarından biri, hastalık nedeniyle rapor aldıklarında karşılaştıkları ekonomik kayıplardır. Birçok meslektaşımız, raporlu oldukları günlerde taban ve teşvik ek ödemelerinden yapılan kesintilerin yasal bir zorunluluk olduğunu düşünerek bu durumu kabullenmektedir . Ancak güncel uygulamalar ve hukuki süreçler, bu kesintilerin geriye dönük olarak iade alınabileceğini göstermektedir. ​Kesintiler Neden Yapılıyor? ​Mevcut yönetmeliklere göre, personelin fiilen çalışmadığı günler (sağlık raporu gibi) ek ödeme hesaplamalarında genellikle kesinti sebebi sayılmaktadır. Fakat bu durum, personelin gerçekten hasta olduğu ve bu hastalığın görev yapmasına engel teşkil ettiği durumlarda bir hak mahrumiyetine dönüşebilmektedir. İade Süreci Nasıl İşliyor? Hakem Hastaneye Sevk Talebi: Aldığınız sağlık raporu nedeniyle kesinti yapıldıysa, öncelikle bu raporun geçerliliğinin teyidi için bir hakem hastaneye sevk edilmeyi talep etmelisiniz. Sağlık...

Sağlık Yönetiminde "Mahsup" Kurnazlığı: Alın Terimiz Hesap Oyunlarına Sığmaz!

Resim
Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan son yazı, sağlık emekçilerinin yıllardır süregelen " angarya çalışma" ve " eksik ücret" sorununa bir yenisini daha eklemiştir. Kağıt üzerinde "mevzuat hükmü" gibi sunulan bu düzenleme, aslında hastanelerdeki personel eksikliğinin faturasını yine bizlere, yani gece gündüz demeden şifa dağıtan emekçilere kesmektedir.  1- İzin Değil, Personel İstihdamı İstiyoruz! ​Yazıda, fazla çalışma karşılığında öncelikle " izin kullandırılması" bir lütuf gibi sunulmaktadır. Oysa biz biliyoruz ki; kronik personel eksikliğinin olduğu bir sistemde izin kullanmak, geri kalan arkadaşımızın yükünün iki katına çıkması demektir. SES olarak her zaman savunduğumuz gibi: Çözüm, dinlenme hakkımızı gasp eden "izin" oyunları değil, güvenceli ve yeterli personel istihdamıdır! ​2. "Mahsup" Adı Altında Emeğin Gaspı Belgede belirtilen " mesai saatinden mahsup edilme" ibaresi, sağlık emekçisinin...

İdarecinin Yetkisi Sınırsız Değildir: Kamu Personeline Karşı Hukuki Sorumluluklar

Resim
  Kamu yönetiminde hiyerarşi, düzen ve işleyişin gereğidir. Ancak bu hiyerarşi, amir konumundaki yöneticilere sınırsız ve keyfî bir güç tanımaz . 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi kamu görevlileri arasındaki ilişki, mutlak itaate değil; hukuka bağlı yetki kullanımına dayanır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ortaya koyduğu hukuk devleti anlayışı; idareyi güçlü kılarken aynı zamanda sınırlar. Amirlerin yetkileri, Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesi, 10 . maddesindeki eşitlik ilkesi, 17 . maddesindeki kişilik haklarının korunması ve 125 . maddesindeki yargı denetimi hükümleriyle çevrelenmiştir. Bu çerçevede, idarecilerin emri altındaki personele karşı uyması gereken temel hukuki ve idari yükümlülükler bulunmaktadır. Onur, Saygınlık ve Kişilik Hakları Dokunulmazdır Bir amir; personeline karşı aşağılayıcı, küçük düşürücü, alaycı veya onur kırıcı söz ve davranışlarda bulunamaz. Hakaret, ima, toplum önünde rencide etme ya da kişilik haklarını zedeleyici tutumlar, ...

TEHLİKE SINIFI DÜŞÜRÜLEMEZ!

Resim
  SAĞLIK EMEKÇİLERİNİN CANI PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR! Kamu hastanelerinde ve sosyal hizmet alanlarında “tehlike sınıfının düşürülmesi” yönündeki girişimler, teknik bir düzenleme değil; sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin yaşam hakkını doğrudan hedef alan politik bir tercihtir. Sağlık hizmetleri; biyolojik, kimyasal, fiziksel ve psikososyal risklerin iç içe geçtiği, doğası gereği çok tehlikeli bir çalışma alanıdır. Enfeksiyon riski, şiddet, uzun çalışma süreleri, yoğun iş yükü ve yetersiz koruyucu önlemler sağlık emekçilerinin her gün karşı karşıya kaldığı gerçeklerdir. Bu gerçekler, masa başında alınan kararlarla ortadan kaldırılamaz. BİLİMİ YOK SAYAN, EMEĞİ HİÇE SAYAN BİR KARAR Tehlike sınıfının düşürülmesi; bilimin, uluslararası standartların ve iş sağlığı güvenliği ilkelerinin açıkça yok sayılması anlamına gelmektedir. ILO, WHO ve EU-OSHA başta olmak üzere uluslararası kurumlar, sağlık hizmetlerini yüksek riskli işler arasında tanımlamaktadır. Bu gerçek ortadayken, ekonomik ge...

663-45/A ve 4/B Statüsündeki Personelin Memur Kadrosuna Geçiş Usul ve Esasları Hakkında Hukuki Bilgilendirme

Resim
  ​663 Sayılı KHK’nın 45/A maddesi ve 657 Sayılı Kanun’un 4/B maddesi kapsamında görev yapan sözleşmeli personelin, 3+1 sistemi uyarınca memur kadrosuna (4/A) geçiş süreciyle ilgili idari takvim ve uygulama esasları netleşmiştir. ​Sürecin mevzuata uygun ve hak kaybı yaşanmadan yürütülmesi adına dikkat edilmesi gereken hususlar aşağıda özetlenmiştir ​1. HUKUKİ ŞART: "Fiili Hizmet Süresi"nin Hesaplanması Kadroya geçiş hakkının doğması için aranan temel şart, sözleşmeli statüde 3 hizmet yılının fiilen tamamlanmış olmasıdır. ​Hukuken "sözleşmenin askıda olduğu" süreler, fiili çalışma süresinden sayılmamaktadır. Buna göre: ​ Sayılmayan Süreler: Askerlik hizmetinde geçen süreler, doğum sonrası ücretsiz izinler ve sözleşmenin askıya alındığı diğer haller 3 yıllık sürenin hesabına dahil edilmez. Hukuki Sonuç : Bu tür kesintisi olan personelin, eksik kalan süre kadar daha çalışarak 3 yılı fiilen doldurması yasal zorunluluktur. ​(Örnek: 19 Ocak 2023 girişli olup askerlik vey...