Cebimizdeki Gizli El: "Vergi Dilimi" Adaletsizliği


Her yılın başında aynı senaryoyu izliyoruz. Televizyonlarda "Memura şu kadar zam!" manşetleri, sendikaların "kazanım" naraları ve hesap makinelerine sarılan milyonlarca kamu çalışanı... Ocak ayı bordrosuna baktığımızda yüzümüzde hafif bir tebessüm oluşsa da, bu tebessümün ömrü ne yazık ki kelebeklerinkinden bile kısa sürüyor.

​Neden mi? Çünkü memurun cebinde, kendisinden habersiz yaşayan bir "gizli ortak" var: Gelir Vergisi Dilimleri.

​Kaşıkla Verilenin Kepçeyle Geri Alınması

​Türkiye'de bordrolu çalışan olmak demek, vergisini daha maaşını eline almadan, "kaynağında" ödemek demektir. Buraya kadar "vatandaşlık görevi" diyerek sineye çekebiliriz. Ancak asıl film, aylar ilerledikçe kopuyor.

​Ocak ayında %15 vergi kesintisiyle yıla başlayan bir memur, aldığı "enflasyon farkı" veya "zam" yüzünden –sanki zenginleşmiş gibi– hızla bir üst vergi dilimine itiliyor. Henüz Mart veya Nisan ayını görmeden %20'lik dilime, yılın ikinci yarısında ise %27'lik dilime giriyor.

​Sonuç: Ocak ayında alınan zammın büyük bir kısmı, yılın ortasında vergi olarak devlete geri dönüyor. Yani devlet, sol cebimize koyduğu parayı, sağ cebimizden "vergi dilimi" adı altında sessizce geri alıyor. Maaş artıyor ama ele geçen net tutar eriyor. Bu, matematiksel bir illüzyondan başka bir şey değildir.

​Enflasyonla Mücadele Eden Memura "Zengin" Muamelesi

​Buradaki temel eleştiri noktası, vergi dilimlerinin güncellenme oranıdır. Maaşlara yapılan zamlar enflasyon oranında (veya yakınında) artarken, vergi dilimlerinin matrahları (sınırları) aynı oranda artırılmıyor.

​Bu ne anlama geliyor?

Reel alım gücünüz hiç artmasa bile, kağıt üzerinde maaşınız arttığı için sistem sizi "daha çok kazananlar kulübüne" dahil ediyor. Oysa marketteki fiyatlar artmış, kiranız katlanmış, faturalar şişmiş durumda. Siz zenginleşmediniz, sadece paranın değeri düştü. Ancak vergi sistemi size "Artık %27 vergi verecek kadar zenginsin" diyor.

​"Bordro Mahkumu" Olmak

​Serbest meslek erbabı giderini vergiden düşebilirken, şirketler vergi affı veya yapılandırmalarla nefes alabilirken; memurun, işçinin, yani "bordro mahkumunun" kaçacak hiçbir yeri yoktur.

​Vergi adaleti anayasal bir ilkedir. "Az kazanandan az, çok kazanandan çok" vergi alınması gerekir. Ancak mevcut sistemde, sabit gelirli memur, yılın son aylarında maaşının neredeyse üçte birini vergiye bırakarak, oransal olarak sermaye sahiplerinden çok daha ağır bir yükün altına giriyor.

​Çözüm Nedir?

​Peki çözüm ne olmalı? Talep çok net ve basittir:

​Dilimlerin Güncellenmesi: Gelir vergisi dilimleri, en az "Yeniden Değerleme Oranı" veya asgari ücret artış oranı kadar artırılmalıdır.

​Sabit Oran: Memur maaşlarında vergi oranı %15’e sabitlenmelidir.

​Vergi Dışı Bırakılma: Asgari ücret kadar olan tutarın vergiden muaf tutulması uygulaması devam etse de, matrah hesaplaması çalışanın lehine revize edilmelidir.

​Son Söz

​Memurun maaşı, enflasyon karşısında zaten mum gibi erirken, bir de vergi dilimi makasıyla kırpılması kabul edilemez. Emeğin karşılığı olan ücretin, yıl boyu erimediği, Ocak ayındaki alım gücünün Aralık ayında da korunduğu adil bir vergi sistemi lütuf değil, haktır.

​Artık vergi dilimiyle yoksullaşmak değil, emeğimizin karşılığını tam almak istiyoruz.

HAZIRLAYAN: Serkan HORUZ

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaşıkla Verip Kepçeyle Almak: Memur Zammı Bir "İllüzyon" mu?

Sağlık Çalışanlarının Dikkatine: Rapor Dönemindeki Ek Ödeme Kesintilerini Geri Alabilirsiniz!

BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİNDE ( BES) HAVUÇ BİTTİ, SIRADA TES SOPASI MI VAR?