SAĞLIKTA "TAŞERON" BATAKLIĞI: Hayatınız İhale Masasında Kaça Satıldı?
İzmir’de patlak veren MR raporu skandalı, sadece "işini savsaklayan birkaç doktorun" hikayesi değildir. Bu; yıllardır "reform" diye pazarlanan, hastaneleri ticarethaneye, hastaları müşteriye, doktorları ise tüccara dönüştüren sağlıkta taşeronlaşma sisteminin iflas bayrağıdır.
Sosyal medyada dönen o videolara iyi bakın. Orada gördüğünüz şey sadece yanlış okunmuş bir rapor değil; insan hayatının "en düşük fiyatı veren şirkete" ihale edilmesinin sonucudur.
Skandal Değil, Sistematik İhmal
İzmir'deki devlet hastanelerinde yaşananlar, bir korku filmi senaryosunu aratmıyor. Taşeron şirket elemanları, radyoloji uzmanı kaşesiyle sisteme girip, günde binlerce raporu "okunmuş" gibi gösteriyor. Bir MR’ı incelemek için saniyeler ayıran, erkek hastaya "rahim ve yumurtalıkları temiz" raporu veren, kanserli dokuya "normal" deyip geçen bu zihniyet, tıp etiğini çoktan çöpe atmıştır.
Burada asıl suçlu, o raporu kopyala-yapıştır yapan "hayalet doktor" kadar; "Hizmet Alımı" adı altında halkın sağlığını özel şirketlerin kâr hırsına teslim eden sistemdir.
Sağlık İhale İle Alınmaz, Can Pazarında Satılmaz!
Sağlık Bakanlığı'nın hastaneleri şirket gibi yönetme sevdası, bizi bugün "Sağlık Skandalları Cumhuriyeti" haline getirdi. İzmir'deki MR skandalı münferit bir olay mı sanıyorsunuz?
- Yenidoğan Çetesi Gerçeği: Daha dün, SGK’dan para koparmak için sağlıklı bebekleri yoğun bakımlarda tutup ölümlerine sebep olan "özel hastane çeteleri" bu sistemin ürünü değil miydi? Mantık aynı: "Daha çok işlem, daha çok para, insan hayatı teferruat."
- Yemekten Zehirlenen Personel ve Hastalar: Hastane yemekhaneleri taşerona verildiğinden beri, hemen her ay bir hastaneden toplu zehirlenme haberi geliyor. Maliyeti düşürmek için bozuk gıda yediren şirketlerle, maliyeti düşürmek için MR raporuna bakmadan "temiz" yazan şirketler aynı bataklığın çiçekleridir.
- 5 Dakikada Muayene Dayatması: Doktoru hastanın yüzüne bakmaya fırsat bulamadan ilaç yazmaya zorlayan "performans sistemi" de bu taşeron zihniyetinin bir parçasıdır.
Denetim Yok, Liyakat Yok, Sadece Kâr Var
Devlet, asli görevi olan sağlık hizmetini kendi kadrolu, güvenceli ve liyakatli personeliyle vermek yerine; ihalelerle "yandaş" şirketlere devrettikçe bu tablolarla daha çok karşılaşacağız.
- Denetim nerede? Yok.
- Şirketlerin sicili temiz mi? Belli değil.
- Vatandaşın sağlığı kimin umurunda? Hissedarların değil.
İzmir'deki olayda bir hasta, "sağlam" raporuna güvenip evine gittiğinde beynindeki tümör büyümeye devam ediyorsa, bunun hesabını kim verecek? O ihaleyi imzalayan bürokrat mı, o şirketin patronu mu? Hiçbiri. Olan yine gariban vatandaşa olacak.
Müşteri Değil Hastayız!
Sağlık hizmeti, yol inşaatı veya temizlik işi değildir; taşere edilemez. İnsan canı, şirketlerin bilançosundaki "gider kalemi" değildir.
İzmir'deki MR skandalı, bardağı taşıran son damla olmalıdır. Taşeron firmalar hastanelerden derhal çıkarılmalı, sağlık hizmeti kamusal, denetlenebilir ve insan odaklı bir yapıya geri dönmelidir. Aksi takdirde bugün MR raporunuzu okumayanlar, yarın ameliyat masasında da sizi "maliyet hesabı" yaparak yarım bırakacaktır.
Bu düzen değişmek zorunda. Çünkü bu sistem artık sağlık değil, ölüm dağıtıyor.

Yorumlar
Yorum Gönder