Maaşlara %11, Hayata %35 Zam: Kamu Emekçisinin Eriyen Alım Gücü
Her yeni yıl, çalışanlar için umutla beklenen bir "zam ayı" ile başlar. Ancak bu Ocak ayında kamu emekçilerinin karşılaştığı tablo, beklenen baharı değil, kara kışı işaret ediyor.
KESK ve SES Sendikamız tarafından paylaşılan çarpıcı veriler; maaş bordrosundaki artışın marketteki, kiradaki ve vergideki artışın gölgesinde nasıl ezildiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
Rakamlar Yalan Söylemez: Kaşıkla Verip Kepçeyle Alıyorlar!
Toplu sözleşme zammı %11... Enflasyon farkı ile bu oran kağıt üzerinde %20'leri bulsa bile gerçek değişmiyor. Çünkü bu zam oranı da Nisan 2026'dan itibaren gelir vergisine takılacak; kaşıkla verilen o cüzi zamlar, vergi dilimi bahanesiyle kepçeyle elimizden geri alınacak.
Paylaşılan "Ocak Zam Tablosu" durumu en yalın haliyle özetliyor. Kamu emekçisinin maaşına yapılan zam, hayatın gerçek maliyetleri karşısında ne yazık ki sembolik kalıyor.
Acı tablo yüzümüze çarpıyor:
Memur Maaş Zammı: %11 (Enflasyon farkı hariç)
Vergi ve Harçlara Gelen Zam: %25,49
Kiralara Gelen Artış: %35,91
Matematik ortada; gelir reel anlamda %11 artarken, barınma maliyeti bunun üç katından fazla (%35,91) artış gösteriyor. Bu denklemde çalışanın değil zammı hissetmesi, zorunlu ihtiyaçlarını karşılaması bile imkânsız hale geliyor.
TÜİK Yetkililerine Soruyoruz: Hangi Marketten Alışveriş Yapıyorsunuz?
Hayatın gerçekleriyle örtüşmeyen bu zam oranının tek dayanağı TÜİK ENFLASYON ORANIDIR.
Buradan soruyoruz: Bu enflasyon oranını hesaplayan TÜİK çalışanları ve yöneticileri;
Hangi marketten alışveriş yapıyor?
Nerede, kaç liraya barınıyor?
Nereye tatile gidiyor?
Bunları bir an evvel açıklamalıdırlar! Çünkü bu "hayali" fiyatlarla geçimini sağlamak memurun, işçinin ve halkın da hakkıdır!
Gerçek dünyadan bihaber, masa başında kağıt üzerinde hesaplanan bu enflasyon ile verilen zam; ay sonunu getirmeye çalışan emekçinin mutfağından, çocuğunun rızkından eksilen somut bir kayıptır. Yapılan hesaplamalara göre bu adaletsizlik, kamu emekçisinin cebinden aylık yaklaşık 8.700 TL eksilmesi anlamına geliyor.
Daha da vahimi, bu hesaba henüz gıda ve enerji zamları dahil bile değil! Elektrik, doğalgaz ve mutfak enflasyonu da eklendiğinde, alım gücündeki erime çok daha ürkütücü seviyelere ulaşıyor.
Unutulmamalıdır ki: İnsanca Yaşayacak Ücret Lütuf Değil, Haktır!
Kamu emekçilerinin yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmesi sadece ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda bir itibar sorunudur. SES Sendikası olarak Sizlerin SES'İ OLUYORUZ ve bu tablo karşısında tüm çalışanları mevcut durumlarını sorgulamaya davet ediyoruz.
"Emekçiye %11, Hayata %35 Zam" tablosu, aslında mevcut yetkili sendikaların masada elde ettiği başarısızlıktır.
Çağrımız çok net:
Eğer maaşınız enflasyonun, kiranın ve vergilerin altında eziliyorsa; haklarınızı savunan mekanizmayı, yani sizi toplu sözleşme masasında temsil eden yetkili sendikayı SORGULAMA VAKTİ GELMİŞTİR.
Çözüm: SES Varsa, Umut Var!
Rakamlar ortada, yaşanan geçim sıkıntısı ortada. Ama umutsuz değiliz.
Kamu emekçileri olarak durumu kabullenmeye değil, değiştirmek için harekete geçmeye ve
SES SENDİKAMIZDA örgütlenmeye çağırıyoruz.
Gerçek enflasyonla yüzleşen tüm emekçiler için şimdi sorma zamanı:
Emeğinizin karşılığını gerçekten alıyor musunuz?
Cevabınız "Hayır" ise;
ÇÖZÜM: Seni sefalet sözleşmelerine mahkum eden sendikanı SORGULA, SES'e KATIL!
Hazırlayan : Serkan HORUZ


Yorumlar
Yorum Gönder